reklam
reklam
World Press Federation
World Press Federation
MHP Lideri Bahçeli’den TTB yönetimine çok sert tepki: Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın
  • Çilingir Haber
  • Politika
  • MHP Lideri Bahçeli’den TTB yönetimine çok sert tepki: Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın

MHP Lideri Bahçeli’den TTB yönetimine çok sert tepki: Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli MHP grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. TTB'ye tepki gösteren Bahçeli, "Eğer bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa o da TTB'nin yönetimine çöreklenmiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır. Haydi buyursunlar. Gidişleri olsun da gelişleri olmasın" dedi

ABONE OL
15 Mart 2022 11:58
MHP Lideri Bahçeli’den TTB yönetimine çok sert tepki: Gidişiniz olsun da dönüşünüz olmasın
1

BEĞENDİM

ABONE OL

MHP Lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, Kılıçdaroğlu’na yüklendi, “Emojiyi bırak emelin hedefin ne onu söyle. Emoji de seni kurtarmaz. Bugünkü CHP, HDP’nin kostüm giymiş halidir.” dedi. Bahçeli, Türk Tabipler Birliği’nin, ‘Doktorlar Türkiye’yi terk ediyor.’ provokasyonuna tepki gösterdi, ” TTB’ye bakarsak Türkiye sağlık sistmeinde çoktan iflas bayrağını çekmiştir. Bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa TTB’nin yönetimine çöreklenmişlerdir. Gidişleri olsun da, dönüşleri olmasın.” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamaları şu şekilde;

Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımız münasebetiyle sizlerle paylaşacağım düşüncelerime geçmeden önce hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren değerli kardeşlerimize selam ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
‘Hayatı riske etmek’ demek, insanın akıp giden yaşamında bir başkası için fedakârlıkta bulunması, vahim tehlikelere göğüs germesi, hatta dünyadan kopma ihtimalini göze alması demektir. Bu göze alış hali soylu bir mizacın sorumluluk timsalidir.

Bir düşünürün dediği gibi, hayat bize verilmiştir, gelgelelim bize o kadar az aittir ki, belki de sahip olduğumuz son şey, yaşadığımız son olay, hissettiğimiz son yalnızlık, aynı zamanda umudumuzun son yamacıdır. Her canlı nefes alır, ama insan olmak için nefesten daha fazlası lazımdır. Bir insanın bir diğer insan için riske girmesi, kaygı duyması, gerekirse elini taşın altına koyması gıpta edilecek bir haslettir. Dün kutladığımız 14 Mart Tıp Bayramı, taşıdığı pek çok anlamın yanı sıra; bir vefanın, bir feragatin, bir erdemin, eşsiz ve emsalsiz bir özverinin başta doktorlarımız olmak üzere, tüm sağlık çalışanlarımızda nasıl bayraklaştığını ifade eden özel bir gündür.

Doktorlarımıza, hemşirelerimize, ebelerimize, hasta bakıcılarımıza, kısacası tıbbın yüz akları olan insanlarımıza ne yapsak az, ne söylesek eksiktir. Nitekim onlara gönül borcumuzu ödememiz kolay değildir. Hatırlarsanız, ülkemizde ilk KOVİD-19 vakası 11 Mart 2020 tarihinde açıklanmış, ilk vefat da 17 Mart 2020 tarihinde gerçekleşmişti. Geçen iki yıllık süre zarfında hem ülkemiz hem de dünya habis salgının ağır sonuçlarına maruz kaldı. Türkiye’de iki yıl içinde tam 96 bin 94 insanımız hayatını kaybetti.

Düşüş trendinde olan vaka sayılarına rağmen maalesef can kayıpları halen devam etmektedir.
KOVİD-19 hastalığı geçirdiği mutasyonlarla, bundan mülhem yeni varyantlarıyla başta insan ve toplum sağlığı olmak üzere hayatın her alanını doğrudan tehdit etti, adeta yıkıma uğrattı.
Siyasetten ticarete, kültürden sanata, ülkelerarası ilişkilerden diplomasiye, ekonomiden çalışma şartlarına varıncaya kadar salgın her yeri tasallutu altına aldı. Beşeriyet zor ve meşakkatli bir sürecin bütün olumsuzluklarıyla sarsıldı, sınandı, yüzleşti. Hz. Peygamber buyuruyor ki: “İman müstesna, hiçbir kişiye sıhhatten daha hayırlı bir nimet verilmemiştir.”
Bu nimetin değeri, bu nimetin zenginliği geride kalan iki yıllık zaman diliminde ziyadesiyle anlaşılmıştır.

Büyük hünkarımız Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi:

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
Canı veren Allah’tır, elbette alan ve alacak olan da Allah’tır. İnsana düşen önce tedbir almak, sonra tevekkül etmektir. KOVİD-19’la mücadelede doktorlarımız ve diğer bütün sağlık çalışanlarımız hayatlarını riske atma pahasına, insanüstü bir gayretle mücadele etmişlerdir.
Hepsine müteşekkiriz, hepsine şükran duyuyoruz. Gece demediler, gündüz demediler, adeta fedakârlık anıtı haline geldiler.

Türkiye, sağlık alanında övgüyle bahsedilen bir başarı yakalamışsa bunun ilk halkasında doğru yönetim ve isabetli alt yapı yatırımları olduğu kadar; doktorlarımız vardır, hemşirelerimiz vardır, ebelerimiz vardır, hasta bakıcılarımız vardır, teknik kadro vardır. İnsan ve toplum sağlığının müdafaası amacıyla yapılan her çalışma, gösterilen her çaba milletimizin baş tacı, can tahtıdır. Biz başta doktorlarımız olmak üzere, sağlık çalışanlarımızın temel sorunlarının, haklı taleplerinin bilincindeyiz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın dün açıkladığı beş müjdenin çok değerli ve sevindirici olduğu kanaatindeyiz. Sağlık çalışanlarımızın maaş ödeme sistemlerinde ve mali haklarında önemli iyileştirmelerinin aynı anda emekli olanlara da yansıyacak olması, aile hekimlerimizin ücretlerinin artmasıyla birlikte Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun oluşturulacağının ve sağlık kurumlarında görev yapanlara görevleri esnasında yapılan saldırıların CMK kapsamında katalog suçlara dahil edileceğinin açıklanması çok müspet bir gelişmedir.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı sağlığımızı emanet ettiğimiz hekimlerimizin ve diğer sağlık çalışanlarımızın her zaman destekçisidir, dert ortağıdır.

Ancak KOVİD-19 hastalığının şiddetlendiği dönemlerde vatandaşlarımızı korkuya sevk eden, endişeleri körükleyen, Türkiye’nin sağlık kurumlarını, sağlıktaki göz kamaştırıcı politikaları tartışmaya açan küçük bir azınlığın kara propagandalarını da unutmuş değiliz. Türk Tabipleri Birliği’nin, bu kara propagandanın sevk ve idaresinin yapıldığı nifak yuvası olarak her tertibe, her yalana, her iftiraya sarıldığı aleni bir gerçek olarak karşımızdadır.

TTB’YE SERT TEPKİ: GİDİŞİNİZ OLSUN DA DÖNÜŞÜNÜZ OLMASIN

Bunlar mesleğe başlarken ettikleri Hipokrat yeminlerini çiğneyen, hekimliğin itibarına menfur ideolojik saplantılarla zarar veren yüz karalarıdır. Şimdi de diyorlar ki, hekimlerimiz Türkiye’yi terk ediyorlarmış. Bilmiyorlar ki, kalpleri vatan ve millet sevgisiyle çarpan hekimlerimizin hiçbir yere gittiği veya gitmeyi düşündüğü yoktur. Türk Tabipleri Birliği’ne bakarsak, Türkiye sağlıkta çoktan iflas bayrağını çekmiştir.

İstediler ki, dünya çapında isminden gururla bahsettiren, onlarca ülkenin yardımına koşan, mazlumlara elini uzatan Türkiye KOVİD’e teslim olsun, boyun eğsin, ortaya çıkacak kaos şartları yeni bir siyasi denklemi tetiklesin. Eğer bu ülkeden gitmesi gereken birileri varsa, o da Türk Tabipleri Birliği’nin yönetimine çöreklenmiş bir avuç bölücü ve Türkiye karşıtıdır.
Haydi buyursunlar, gidişleri olsun da dönüşleri olmasın.

Bunlar dışında yine de giden olursa keyifleri bilir, biz de aynen Hz.Mevlana gibi sesleniriz:
“Sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük, bir başka bahar için sadece yaprak döktük,” der geçeriz, önümüze ve milli ömürlerin muhafazasına bakarız.

Tereddüt göstermeyiz, telaşa kapılmayız.

Hekimlerimiz başta olmak üzere, bütün sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sağlık çalışanlarımıza yönelik şiddeti kınıyor, onlara yapılan her saldırının hepimize yapıldığına inanıyorum. KOVİD-19 hastalığı vesilesiyle hayatlarını kaybetmiş sağlık çalışanlarımıza, aziz vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyor, bu melanet hastalığın sonuna yaklaşmaktan da memnuniyet duyuyorum. Her gecenin bir sabahı vardır, o sabahın ışığı ufukta görülmüştür. Her yokuşun bir inişi vardır, o iniş kısa süre sonra adımlarımızla buluşacaktır.

Merhum Şairimiz Mithat Cemal Kuntay’ın “On Beş Yılı Karşılarken” isimli şiiri hepimizin hissiyatına tercüman olan bir başyapıttır:

Gökten ne çıkar? Gök ha büyükmüş ha değilmiş,
Sen alnını göster ne kadar yükselebilmiş.

Gökler çıkabildin, uçabildinse derindir,
Tarihi kendin yazıyorsan, eserindir.

Bahsetme bugün sade dünün mucizesinden,
İnsan utanır sonra yarın kendi sesinden.

Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse,
Sen asrını üstünde izin varsa benimse.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmedik.
Hep düşündük altında binlerce kefensiz yatanı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP